Monthly Archives: Ekim 2013

NEDEN KISIRLAŞTIRMALI?

KEDİ VE KÖPEKLERDE KISIRLAŞTIRMANIN FAYDALARI

 (♀=dişi; =erkek)

♀      Kızgınlık (östrus) belirtileri göstermeyecek, dolayısıyla erkekleri uyarmayacak, evinizde kanamaya bağlı kirlilik yaratmayacaktır.

♀, ♂ Eşleşme isteğine bağlı problemler ( evden kaçma, yüksekten atlama veya düşme, aşısız hayvanlardan hastalık bulaşması, vb.) önlenecek veya büyük ölçüde azalacaktır.

♀     Meme tümörü, yumurtalık ve rahim kanseri riskleri elimine edilecek veya azaltılacaktır. ( özellikle ergenlik öncesi (prepubertal dönemde) kısırlaştırılırlarsa)

♀, ♂ Plansız kedi ve köpek yavrularının sayısı azaltılmış olacaktır.

♀, ♂ Daha sağlıklı ve uzun ömürlü olmalarına yardımcı olacaktır. ( kısırlaştırmanın köpeklerde 1-3; kedilerde 3-5 yıl kadar ömürlerini uzattığı kaydedilmiştir!)

♂       Eşleşme isteğine bağlı olarak sık karşılaşılabilecek problemler önlenebilecek veya azaltılmış olacaktır. Özellikle kedilerde görülen spreyleme veya işaretleme (kötü kokulu-feromonlu- idrar yapmaları), kaçma, kavga edip yaralanma, trafik kazası bu problemlerin başında sayılabilir.

♂        Testis kanseri riski ortadan kaldırılıp, prostata ilişkin hastalıkların da riski büyük ölçüde azaltılmış olacaktır.

HANGİSİ DOĞRU HANGİSİ YANLIŞ

1. Bir kez doğum yaptıktan sonra kısırlaştırılmaları daha sağlıklıdır.

YANLIŞ  İlk kızgınlık dönemi veya cinsel olgunluğa ulaşmadan önceki dönem kısırlaştırılan dişi kedi ve köpekler daha sağlıklı ve uzun yaşarlar! 

2. Kilo alırlar.

-KISMEN Kısırlaşmanın beden ağırlığına etkisi en fazla %30’dur. Kilo almanın asıl sebebi fazla besleme ve yetersiz egzersizdir! 

3. Kedim/köpeğim çok özel olduğu için aynen onun gibi bir kedi/köpek istiyorum.

YANLIŞ Yavruların, anne ve babalarının kopyası olma olasılığı pek yoktur. Profesyonel yetiştiriciler dahi bunu garanti edemezler.

4. Doğum olayının mucizesini çocuklarımın öğrenmesini istiyorum.

-YANLIŞ Trafik kazası,vb. sebeplerden ölen veya ötenazi uygulanan binlerce hayvanın varlığı, yani ölüm, doğumun mucizesini gölgede bırakabilir; çocuklarınıza her bir hayatın değerli ve özel olduğunu öğretin.

5.Köpeğimin koruma yapmasını istiyorum, kısırlaştırılırsa yapmayacağını düşünüyorum

YANLIŞ Aile ve evini koruma köpeklerde doğal bir içgüdüdür. Köpeklerin kişilik özellikleri seks hormonlarından ziyade genetik ve çevresel etkiler ile şekillenir.

6. Erkek kedi/köpeğimin daha az erkek hissetmesini istemiyorum

YANLIŞ Köpeklerin cinsiyet kimliği veya ego gibi mevhumları yoktur. Kısırlaştırılan kedi/ köpeklerin temel kişilikleri değişmez. Duygusal reaksiyon veya kimlik bunalımı gibi hisler geliştirmezler.

7. Kedimin/köpeğimin doğasına müdahale etmek istemiyorum.

-YANLIŞ  Kediniz/köpeğiniz sizin tarafınızdan besleniyorsa, sağlık problemleri ve bakımları ile siz ilgileniyorsanız, evinizde veya bahçenizde yaşıyorsa zaten doğasına müdahale etmiş bulunuyorsunuz demektir!

Uygun kısırlaştırma zamanı

Kedi ve köpekler en erken 8 haftalık olduklarında güvenle kısırlaştırılabilirler. Bu operasyonlar hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak aslında herhangi bir yaşta (8 haftalıktan itibaren) genel anestezi altında gerçekleştirilebilir. Unutmayın seksüel erişkinliğe ulaşmadan ameliyat edilmeleri meme ve prostat kanseri riskini neredeyse sıfıra indirmektedir.

Operasyon ve bakım süresi

  • Operasyon süresi 20 ila 60 dakikadır ve hastaların çoğu, operasyonu- aynı gün taburcu edilebilecek kadar- iyi tolere ederler. (Dişi kedi ve köpeklerin operasyonu nispeten erkeklere göre daha büyük çaplı olduğu için 1 gün hospitalize edilmelerinde yarar vardır.) Operasyon yarası 7-10 günde iyileşir ve bu süreçte yara bölgesinin korunması şarttır (bandaj veya yakalık ile). Erkek kedilerde çoğu kez yakalığa dahi ihtiyaç duyulmaz.

Kısırlaştırmanın, kedi ve köpeklerin davranışlarına yansıyan olumlu katkıları

  • Önerilen en erken yaşta kısırlaştırma kedi ve köpeklerde görülen, eşleşme isteğine bağlı olarak oluşan çevreye idrar yapma, baskın ve agresif davranışlar, kaçma isteği gibi sıkıntılı davranışların önüne geçilmesinde yardımcı olur veya tamamen ortadan kaldırır.

Kedi ve köpek sağlığına olumlu katkıları

  • Bazı ciddi ve tedavi edilmesi zor ve masraflı hastalıkları önleyebilmektedir. Kısırlaştırılmamış dişi kedi ve köpeklerde rahim, yumurtalık ve meme kanserinin yanı sıra oldukça tehlikeli olan “pyometra”( rahim iltihabı) gibi hastalıkların riski çok yüksektir. Kısırlaştırılmamış erkeklerde ise testis kanseri ve prostat hastalıklarının görülme riski vardır.
  • Kedi veya köpeğinizin kısırlaştırılması, işte bu hastalıkların %90 oranda önüne geçilebilmesi mümkündür.
  • Sevgili dostunuzun daha sağlıklı, uzun ömürlü bir hayat geçirmesini sağlamak ve uzun vadede maddi/manevi giderlerini azaltmak için doğru bir seçim yapın ve kedinizi veya köpeğinizi kısırlaştırın!

 

 

Kafes Kuşlarının Bakım Ve Beslenmesi

Kafes Kuşlarının Bakım Ve Beslenmesi

Kafes kuşlarının sağlığı fiziksel olarak iyi bakılmalarının yanında yaşadığı evdeki psikolojik durumla ilgilidir. Kuş seçimi yapılırken davranış özelliklerinin iyi bilinmesi gerekir. Örneğin konuşan kuşlar oynamaktan hoşlanmazlar. Kuş sahibi olunurken veya kuş yetiştirciliği yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli özellik kuşların fizyolojik ve psikolojik özelliklerinin iyi bilinmesi gerekir.

Kafes Şartları

 Evde bakılan kuşların kafeslerinden çıkıp kendilerini yaralamalara ve ev eşyalarına zarar verebilirse de kuş sahipleri kuşa özgürlük sağlamak ve egzersiz amacıyla uçmalarına izin vermektedir .Uçmasına izin verilirken kuşu iyi izlemek gerekir.

Kafes kuşun büyüklüğüne göre rahat hareket edebileceği boyutlarda olmalıdır. Kafes kuşları tarafından eğilmeye , parçalanmaya , ayrılmaya dirençli olmalı ve toksik olmayan , kolay temizlenebilir materyalden yapılmalıdır. Kolay temizlenebilmesi için kafeste köşe sayısı az , yüzey alanı sınırlı  ve su ile yemlikleri silikondan olmalıdır. Kafeste V şeklinde kısımlar olmamalı, kafes kapısı geniş olmalıdır.

Kafes altlığı olarak gazete kağıdı, kağıt mendil tercih edilmektedir.

Muhabbet kuşları hareket etmeyi sever, bu yüzden kafes yüksek ve geniş olmalıdır. Kanarya ve ispinozlar ise uçmayı sever ve uçmaya elverişli, geniş ve uzun kafeslerde bakılmalıdır. Cockateil’lerin ihtiyacı olan kafes ise tepelerinin ve uzun kuyruklarının kırılmayacağı yükseklikte kafeslerdir.

Kafes, kuş tüneğindeyken göğüs hizasında olacak şekilde yerleştirilmelidir. Bundan daha alçak olması, kuşun heyecanlanmasına ve kendini savunmasız hissetmesine neden olur. Göğüs hizasından yükseğe de yerleştirilmemelidir, çünkü yükseklik, kuşlarda üstünlük anlamına gelir. Kuş, güneşli, hava akımı olmayan bir bölgeye yerleştirilmelidir. Direk gün ışığı almaları kuşlar için stimüle edici etkiye sahip olmakla birlikte sıcak yaz günlerinde fazla ısınmamalarına dikkat edilmelidir.

Sıcaklık ve Nem

 Sağlıklı bir kuş, sahibinin yaşadığı ısıyı tolere edebilir. Isıdaki ani değişmeler kuş için potansiyel tehlike oluşturur. 90 Fahrenight’tan yüksek sıcaklıklarda pet kuşların çoğu sık nefes alma ve kanatları vücuttan uzak tutma gibi fazla ısınma belirtileri gösterir. Pet kuşlar genelde geniş bir nem aralığına uyum gösterme kapasitesine sahip olmakla birlikte, subtropikal iklimlerden gelen kuşlar evde lokal nem artışlarından fayda sağlarlar. Bu durumda tüyler kuruyana kadar kuşu sıcak tutmak gereklidir.

Oyuncaklar

Oyuncaklarla oynamaları , mental olarak oyalanmaları , fiziksel egzersiz yapmaları ve gaga bakımı için yararlıdır. Seçilen oyuncaklar kuşa zarar vermemelidir. Oyuncakların sayısı sınırlı olmalı , temiz kullanılmalı ve ilgiyi devam ettirmek için yeryer değiştirerek kullanılmalıdır. Zincirler hayvanların ayak ve gagasında travmalara neden olur.

Beslenme

 Son zamanlarda kuşların günde 2 kez beslenmesi önerilmektedir. Yemlik ve suluklar dışarıdan değiştirilebilir özellikte olmalı ve devrilmemesi için sıkıca tutturulmalıdır.

Kuşlar öğünleri sabah erken ve akşam erken yerler. Genç kuşlar ise günde 4 kez beslenirler.
Kuşların ırk ve aktivitelerine göre ayarlanmış çeşitli ticari gıdalar vardır. Ticari gıdalar verilirse temiz su dışında tohum , vitamin, mineral ve iri kum verilmesine gerek yoktur. Diyetin %20den fazla olmamak koşulu ile meyve ve sebzeler verilebilir. Bozulma ve saçılma nedeniyle önlerinde gıdalar sürekli tutulmamalıdır. Kuşlara temiz ve toksik olmayan taslarda su verilir. Su ve gıda kaplarının yan yana konulması önerilmez ve sulukların günlük yıkanıp dezenfekte edilmesi gereklidir.
Kuşlarda yeni gıdaya geçiş zordur. Kuşu yeni gıdaya alıştırmak için şunlar uygulanmalıdır:
1-) Yeni gıda erken konulur ve gün boyu verilir , eski gıda sabah öğle arası ve akşam üstü 15 dk verilir.
2-)Yeni yeme alışkın sağlıklı bir kuşun yanına konularak alıştırılabilir.
3-)Ticari gıda ile tohum karışık verilir , tohum giderek azalır . Ticari yiyeceği yemeye başladıktan sonra tohum çıkarılır.
4-)Kuş yeni bir ortama alınır ,yeni gıda özellikle su kabının etrafına yerleştirilir.
5-)Yeni gıda elle verilir.

Kuş bakıcıları ilk okul çocuğunun temel beslenmesini dikkate alarak kuşunda ekmek , tahıl , gereksinimi olduğunu düşünmektedirler. Fakat kuşun evdeki durumu göz önüne alındığında fazla yağ ve kalori almasına gerek yoktur.
Havuç , ıspanak ,brokoli , meyva suyu , patates, bal kabağı, kayısı ve turunçgiller belirli oranlarda verilebilir.
Tahıllarda B vitamini kabuk bölgesinde olduğu için kabuğu çıkarılmış ticari yemlerde vit B düşüktür. Protein olarak peynir, pişmiş yumurta, tavuk az miktarda verilebilir ve olgun baklagillerden dengeli amino asit sağlanabilir. Kuş yemine vitamin ilavesi kontrolü mümkün olmadığından güvenilmesi güçtür. Vitaminlerin suya karıştırılması bakteriler için uygun ortam oluşturacağından iyi bir uygulama yöntemi değildir. Yazın üreme dönemini takiben gıdaların enerji ve protein içeriği azaltılır , bitkisel kısmı arttırılır.Sıcak havalarda vitA gereksinimi artar.
Evde bakılan kuşlarda zaman gaga , tırnak , ve tüy bakıma gereksinim duyulur. Gaga normalde aşırı uzamaz. Yalnız keskinliği problem yaratabilir. Gaga şekline zarar verilmeden törpülenebilir.
Tüy bakımı için kuşlar üzerine su püskürtülerek kuşun kendi tüyünü düzenleme isteğini arttırmak gerekir.

 Kuş sağlığı ve Hastalıkları

 Göz, Gaga, Tırnak hastalıkları: Temiz, canlı bakan bir göz ile; parlak, pürüzsüz bir gaga sağlıklı bir kuştaki ilk belirgin özelliklerdendir. Sıkça temizlenmeyen bir kafeste barınan kuşlarda enfeksiyon kapma olasılığı yüksektir, zeminde kumlu kağıt kullnımı, nemli artıkların bulunmaması hijyen açısından önemlidir. Ayaklarda pullanma ve matlaşma olmaması gerekir. Ayakta mantar oluşumu bakımsız kafes kuşlarında sıklıkla rastlanan bir hastalıktır. Ayak ile kaşıdığı gaga ve göz çevresine bu mantarı bulaştıran kuşlarda lokal yolla hekim tarafından yapılacak tedavi ile kısa sürede sonuç alınabilir.

 Tüy ve deri parazitleri: Toplu kafeslerde bulunan kuşlardan birini aldığınızda ya da kuşunuzun yanına sonradan bir eş aldığınız karşılaşabileceğiniz bitler, gözle görülebilir ve kırmızı renktedirler. Profesyonel spreyler kullanılarak hem kuşun vücudunu hem de yemlikler ve suluk çıkartılarak tüm kafes ve aksesuarlarına hekimin önereceği doz ve zamanlarda uygulama yapılmalıdır.

 İshal: Sulu dışkılama, genellikle beyaz renklidir. Halsizlik, sık dışkılama ve hareketsizlik önemli belirtilerindendir. İshalin oluş nedenlerine üşütme, bozuk ve çürümüş yeşillikler, bayat ve açık mamalar, soğuk su ve gıdalar ve fazla yeşillik verilmesi örnek gösterilebilir. Tedavide ilk olarak beslenme şekli değiştirlmeli, diğer kuşların yanından ayrılmalı ve hekim tarafından tavsiye edilen ilaç uygulamasına acilen başlanmalıdır. Göz ardı edilen ishal vakalarında ölümler meydana gelebilir.

Kabızlık: Dışkılamanın azalması, hareketsizlik, az yeme, tüyleri kabartma ve çok katı dışkı önemli belirtilerdendir. Kuşların temel beslenmesindeki hazır ve doğal tahıllardır. Bunların yanında, taneli bitkiler kadar olmasa da taze meyve ve yeşilliğe de ihtiyaç duyarlar. Bu gereksinimler yeterince karşılanamadığı zaman beslenme ve sindirim dengeleri bozulur. Bu bozukluklardan biri de kabızlıktır. Aşırı durumlarda hekim tarafında  lavman yapılır. Bunun dışında yeni başlayan dönemlerde fark edildiğinde suya katılan ilaçlar ile ve uygun oranda yeşillik takviyesi bu sorunu çözecektir.

Sindirim sistemi: Kuşlarda diş olmadığı için sindirim ağızda başlamaz ve çiğnenmeyen yem ve gıdalar doğrudan mideye ulaşır. Yenilen yemlerin tamamı sindirilemeyeceği için kilo kaybı ve sindirim sistemi rahatsızlıkları oluşur. Kuş kumu kullanımı, midyedeki yiyeceklerin kırılarak sindirimini kolaylaştırır.

Yumurtlama zorluğu: Çiftleşmeden 18-21 gün kadar sonra yumurtlaması beklenen kuş, bu zamanı geçirdiğinde yumurtlama zorluğu çektiği anlaşılır. Durgunlaşan kuş, hareketsizleşir ve kafesin bir köşesinde uyuklar halde durarak zaman geçirir. Bu durumun nedenleri; yumurta kanalının dar olması, kuşun genç olması ve yumurtmala dönemindeki mevsimin yeterince sıcak olmaması olarak açıklanabilir. Hekim müdahalesi gerektiren bu durum geç kalındığında ölümle sonuçlanabilir.

 

 

Tavşan Bakımı

TAVŞAN BAKIMI

Tavşanlar crepuscular, yani gece aktif olan hayvanlardır. Gündüzleri kendi köşelerine çekilip uyumayı tercih edeler. Aktif olduklarında ise yapmayı en çok sevdikleri şeyler kazmak ve kemirmektir. Tavşanların kemirgen hayvanlar olduklarını ve onları kemirmekten alıkoyamayacağımızı asla unutmamalıyız. Kemiremiyor olmaları dişlerinde ve sindirimlerinde de problemlere yol açacaktır.

Evde bir tavşanın tamamen serbest gezmesi için evin çok iyi izole edilmiş olması gerekir. Eğer bu yapılmamışsa tavşan kemirmemesi gereken eşyaları kemirecek (halı, mobilya kenarları ve kablolardan kaçışınız yok), hem eşyalara zarar verecek, hem de kendi sağlığını riske atacaktır. Bu yüzden tavşanın evde yüzde yüz serbest gezinmesi önerilen bir şey değildir. Evde özgürce dolaşan bir hayvan isteniyorsa tavşan bunun için iyi bir seçim değildir.

Yaşam Alanı:

Tavşan ile yaşarken ideal yol tavşanlar için yapılmış büyük kafesleri tercih etmek veya tavşan için özel bir oda ayırmak (kapalı balkon gibi) olacaktır. Günün belli saatlerinde, ev sakinleri gözetiminde evin geri kalanı içerisinde dolaşması olabilecek kazaları en aza indirmek için idealdir. Yalnız bu noktada tavşanların sosyal hayvanlar olduklarını ve onlar ile iletişim kurulmazsa çok mutsuz olabileceklerinin üstünden geçmekte fayda var. Kafes içinde veya odasında bütün gün unutulmuş bir tavşan kadar kötü bir şey olamaz. Özellikle kafeste yaşayan tavşanların günde 3-4 saat evin içinde gezinip koşmaya ihtiyaçları vardır.

Kafes veya odanın içinde kendine ait minik bir kulübesi olması tavşanın kendisinin güvende hissetmesini sağlayacaktır. Kulübe konusunda dikkat edilecek noktalar ise: tavşanların büyüdüğünü unutmayarak çok ufak yapılmaması ve mutlaka iki adet kapısının bulunmasıdır.

Kafesin zemini hakkında: demir telleri olan zeminler tavşanların patilerini acıtır, öte yandan düz zeminli kafesler idrar ve dışkı ile sürekli temasa sebebiyet verirler. Bu hem hayvan hem de insan sağlığı açısından çok yanlıştır. Bu sebeple zemini tavşan ayağına uygun ızgara telli kafeslerin seçilmesi uygunudur.

Kafes ve yaşam alanı konusunda dikkat edilecek noktalar:
- sıcaklığın 8-24 derece arasında olması,
- temiz içme suyunun ve bol samanın bulunması,
- tuvaletinin temiz olması kağıdının (boyasız kağıt) her gün değiştirilmesi
- yaşam alanının haftanın belli günlerinde temizlenmesi
- kemirebileceği oyuncakları bulunması
- içine girip kazabileceği ve saklanabileceği oyuncakları bulunması
- tuvaletinin yerinin değiştirilmemesi

Beslenme: 

Tavşanlar için uygun kuru hazır mamaların belli bir miktardan fazla verilmemesinde yarar var. Bu konuda bazı bitkilerin zehirli olduklarını unutmamak gerekir. Bu yüzden her gördüğümüz yeşilliği eve getirip tavşanımıza ikram etmemek konusunda dikkatli olunmalı. Tavşanlara çürümüş, taze olmayan yeşilliklerin verilmemesi gerekir. Yeşillikleri verirken yıkayıp kurulamak gerekir.

Dikkat!!!
Tavşanların iki ayda bir tırnaklarının kesilmesi gerekir. Dişler de bir çene probleminde normalden fazla uzayabilir.  Tüm bunlar, hem de genel check-up için düzenli veteriner ziyaretleri yapmakta yarar vardır.

Tutuş:

Tavşanı kucağa alma ve kucakta tutma ile ilgili ufak bir iki noktayı eklemekte yarar var. Tavşanları tutup kaldırırken önerilen yöntem bir elle ensesinden kaldırıp diğer el ile arka bacaklarından tutup kavramaktır. Bu şekilde kucağınıza aldıktan sonra tavşanı  kolunuzun üstünde sabitleyip diğer elinizle de sıkıca üstten tutun çünkü kucağınızdan atlamak isteyebilirler. Atlarlarsa bel kemiği veya ayak kırma riski olduğu için mutlaka yere yakın bir mesafeden eğilerek bırakmak gerekir. Tavşanlar kendilerini emniyette hissetmek için mutlaka arka ayaklarının yerde olmasını veya bir zemin üzerinde olmasını tercih ederler. Kucağınızda arka araklarının ya kolunuzun ya da karnınızın üstüne gelmesine dikkat edin.

Oyuncaklar:

Büyük bir kutunun içine konulmuş samanlar bir tavşan için mükemmel bir oyuncaktır. Kazıp içine girecek, samanları ayıracak, dağıtacak, bir kısmını yiyecek ve eğlenceli saatler geçirecektir.
Saman bulamadığımız zamanlarda imdadınıza kartonlar plakalar ve koliler yetişebilir. Tavşanınızın odasında sürekli kocaman sert karton plakalar vardır. Bunları doyasıya kemirmekte özgürdür. Ayakkabı kutuları veya kolileri sakın atmayın ve tavşanınıza verin.
Bu işlevi görecek başka bir madde manavların sebze meyve taşıdıkları tahta kutulardır. İnce tahtadan yapılmış olan bu kutuları tavşanlar kemirmeye bayılırlar.

 Beslenme

Öncelikle havuçtan bahsetmek istiyorum. Malum, tavşan deyince hemen aklımıza havuç gelir ama aslında tavşanlar havuca o kadar da meraklı değildir. Hatta çok fazla havucun da içinde bulunan yüksek şeker yüzünden tavşanlar için zararlı olabilmektedir. İki günde bir adet veya her gün yarım havuç verilmesinde bir sakınca yoktur.

Bol saman (kutu ot), kuru yonca, yeşillik, kuru hazır mama (pelet) ve sudan oluşan dengeli bir beslenme planı:

Büyük bir tavşan için örnek menü:
- Sınırsız saman ve kuru ot
- 2 avuç kuru mama
- İki avuç kuru ot (yonca yaprağı)
- Yeşil yapraklar (maydanoz, dereotu, roka)
- Sebze (yeşil fasülye, lahana, brüksel lahanası, salatalık, enginar yaprağı, marul)
- Yarım havuç
- Su

Yeşillikler:

Tavşanlar tamamen ot-oburdurlar ve yeşil olan her şeyi yerler: Dereotu, maydanoz, salatalık, salata, lahana, enginar ve karnabahar yaprakları, brüksel lahanası ve yeşil fasulye gibi. Tavşanların da insanlar gibi damak zevkleri vardır ve bazı yeşilleri sevip bazılarına burun kıvırabilirler. Yeşilliklerin ve sebzelerin fazla verilmesi durumunda ishal olabilecekleri unutmamak ve bunları mutlaka dengeli vermek gerekmektedir. Daha önce verilmemiş yeni yeşillik veya sebze denemek istiyorsanız önce bunu az verilip kakasında bir değişiklik yaratıp yaratmadığı gözlemlenmeli, yaratmamışsa verilmeye devam edilmelidir.

Günde 3 çeşit farklı yeşillik yemelerinde yarar vardır. Miktar konusunda ise önerilen 3 kiloluk bir tavşan için 1 kiloya yakın yeşillik verilmesidir.

Samanın önemi:

Tavşan bakımı ile ilgili anahtar madde samandır. Tavşanların her zaman yaşadıkları yerde bol bol (tercihan sınırsız) saman bulunması gerekir. Çok kısa kesilmemiş, uzun samanların tavşan için bir çok faydası vardır: öncelikle sindirim sistemini mükemmel çalıştıran doğal bir gıdadır. Sert yapısından dolayı doğal bir diş bileyicisidir ve diş sağlığı için de son derece yararlıdır.

Hazır ve kuru mamalar:

Kutu içinde satılan hazır tavşan mamaları mineral ve protein açısından zengin pelletler ve buğday, arpa gibi tohumların karışımdır, biraz hazır kuş yemlerini hatırlatırlar. Tavşanlar bu mamalarını çok severler ve günde bir, iki avuç bundan yiyebilirler. Bunlar besin açısından yüklü oldukları için fazlası tavşanı şişmanlatabilir.
Bunları bulunmadığı zaman kuru buğday veya arpa da verilebilir. Altınbaşak veya kepekli çubukları da severek tüketirler. Yine, bunların çok sınırlı miktarlarda verilmesi gerekir. 1-2 kilo arasında olan tavşanların alması gereken miktar 6 yemek kaşığı, yani 2 avuç kadardır.

Su:

Her canlının olduğu gibi tavşanların da temiz su içmeye ihtiyaçları vardır. Çok sık duyulan “suyu yediği sebzelerden alıyor nasılsa, su vermeye gerek yoktur” bilgisi kesinlikle yanlıştır, ve tavşanın ölümüne sebep olabilir. Tavşanların her gün kafeslerine veya yemek yedikleri alana su bırakılması gerekir.
Ufak not: Tavşanlar su kaplarını devirip oynamayı çok severler. Bu yüzden su kutusunu sabitlemeniz, devrilemeyecek özel bir kap veya pet shoplarda sayılan özel su haznelerinden alınması gerekebilir. Ama asla susuz bırakılmamalıdır!

Tavşanlarda en sık görülen hastalıklar

İshal

Tavşan bakımında karşılaşacağımız büyük sıkıntılardan biri de ishal olgusudur. Özellikle yavrularda daha fazla miktarda meydana gelmektedir. Yani eve aldığımız yavruda bu durum ile karşılaşma şansımız çok yüksektir. İshalin nedenlerine bakacak olursak; ishali iki başlık altında toplayabiliriz: Bunlardan birincisi enfeksiyona bağlı gelişen ishaller, diğeri ise beslenme hatalarına karşı gelişen ishallerdir.

Enfeksiyona bağlı gelişen ishallerde ishale neden olan bakteri, virüs ve parazit gibi organizmalardır. Bu durumda tavşanda ishalle birlikte başka hastalık belirtileri de gözlemlenebilir. Tavşanın ateşi çıkar, yemek yemez, su içmez, halsizlik durumu vardır. Kafesinin bir köşesinde hareketsiz olarak durur. Tavşanınızda böyle bir durum ortaya çıktığı zaman hemen bir veteriner kliniğine götürmeniz gerekmektedir. Çünkü ishal ile birlikte sürekli bir sıvı kaybı vardır ve hastalığa bağlı gelişen iştahsızlık nedeni ile dışarıdan besin alamıyordur. Tavşanın dışarıdan hekim tarafından desteklenmesi gerekmektedir.

Beslenme hatalarına karşı oluşan ishal olgularının nedeni ise tavşanların kendilerine uygun bir biçimde beslenmemeleridir. Burada anahtar besin maddesi selülozdur. Tavşanların beslenme tipi omnivordur. Yani otçul beslenmeleri gerekmektedir. Ama evimize aldığımız yavrular bazen çok ufak olduklarında süt verilmesi gibi bazı yanlışlıklar ortaya çıkmaktadır. Bizim kullandığımız inek sütü ile tavşan sütü arasında çok farklılıklar vardır. Bu yüzden inek sütü verilen tavşan yavrularının sindirim sistemi bozulmaktadır. Tavşanlarımız çok küçük olduklarından bu durumu atlatamamaktadırlar. Bu yüzden tavşanlarımıza süt vermemeliyiz.

İkinci yapılan bir yanlış da tavşanlarımızın sindirim sistemleri gelişmeden yaş sebze-meyve verilmesidir. Bu durumla oldukça çok sık karşılaşılmaktadır. Böyle bir beslenme sonucunda da yine ishal oluşma riski çok fazladır. Bu yaş sebze-meyvelere örnek verecek olursak; marul, lahana, elma, kıvırcık, havuç, domates vb gıdalardır. Bu gıdalar tavşanlarımıza 6 aylık olmadan verilmemelidir. 6 aydan sonra sürekli değil hafta 1-2 kere olmak üzere az miktarda verilebilir. Ama selüloz oranı yeterli bir pelet yem ile beslenme yapılıyorsa bu besinleri vermeye gerek yoktur. Durduk yere tavşanınızın beslenme alışkanlığını değiştirmemelisiniz. Özellikle tavşanlar 20 günlükten itibaren kuru ot, kuru yonca gibi besinlere aşırı bir ihtiyaç duyarlar ve severek tüketirler. Bu besinleri temin etmek güç olduğundan kuru yonca unlu pelet yem kullanmak en doğrusudur.

Enfeksiyona karşı oluşan ishalleri sadece hijyen kurallarına uyarak önlem alabiliriz. Ama beslenme hatalarından oluşan ishalleri engellemek elimizdedir. Bu sebeple tavşanlarımıza uygun bir beslenme uygulamalıyız.

Kulak Uyuzu

Tavşanlarda sık görülen rahatsızlıklardan biri de kulak uyuzudur. Etkeni “psoroptes cunucıli” dir. Bu etken tavşana özel bir etkendir ve sadece tavşanların kulaklarında uyuz hastalığına sebep olmaktadır. Kulaklarda kahverengi kabuklanmalar tarzında bir belirti gösterir. Bu kabuklanmalar müdahale edilmez ise zamanla çoğalır.

Kulak uyuzunun olmaması için dış parazit mücadelesinin yapılması gerekmektedir. Koruyucu amaç ile tavşanınızı kliniklerde 3 ayda bir dış parazit mücadelesini yaptırmanız gerekmektedir.

Diş Problemleri

Tavşanlar bilindiği üzere kemirici evciller arasında yer almaktadır. Bu özellikleri ile diş sağlığı onlar için hayati bir önem taşımaktadır. Tavşanları diğer evcil hatta kemirgenlerden ayıran bir özellik dişlerinin sürekli uzamasıdır. Bu diğer evcil hayvanlarda sadece ergin döneme kadar devam etmektedir. Bu yüzden gelişim çağında ki tavşanlarda çene yapısı hayatının geri kalan kısmındaki beslenmesinde direkt etkilidir. Dişlerin sürekli uzamasına bağlı tavşanlarda içgüdüsel bir kemirme olgusu ortaya çıkar. Bu kemirme sayesinde ön dişlerdeki düzenli aşınma, dişlerin sabit bir pozisyonda kalmasını sağlar. Bu kemirme hareketleri esnasında arka dişlerde birbirine sürterek aşınmış olur. Eğer çene yapısında bir bozukluk var ise, ön dişlerde cisimlerin kemirilmesi ile aşınma devam ederken arka dişlerde ki istenilen aşınma gerçekleştirilemez ve böylelikle arka dişlerde sürekli bir uzama gözlenir. Bunun sonucunda çene tam olarak kapanamaz. Çenenin tam olarak kapanmamasına bağlı olarak zaman içerisinde ön dişlerde gerekli kemirme pozisyonunu kaybeder. Ön dişlerde arka dişler gibi sürekli uzamaya devam ederken üst-alt dudak ve damağa baskı uygulayarak buralarda yaralanmalara sebep olur. Böyle bir durumdaki tavşanın yem ve su ihtiyacını karşılaması çok güçleşir.

Yukarıdaki bu durumu anlatmamın sebebi, tavşanlarda bu durumun çok geç fark edilmesindendir. Çünkü dudaklar bu durumu fark ettirmeyecek kadar dişleri kamufle edebilmektedir. Eğer belirli periyotlarda beslediğimiz tavşanların dişlerini evimizde kontrol edebilirsek onları bu problem ile karşılaşmamalarını sağlamış oluruz.